LOADING ...

Dün, Bugün, Yarın | İbrahim Selim | TEDxBahcesehirUniversity

419K+ views   |   19K+ likes   |   114 dislikes   |  
14:54   |   May 15, 2017

Thumbs

Dün, Bugün, Yarın | İbrahim Selim | TEDxBahcesehirUniversity
Dün, Bugün, Yarın | İbrahim Selim | TEDxBahcesehirUniversity thumb Dün, Bugün, Yarın | İbrahim Selim | TEDxBahcesehirUniversity thumb Dün, Bugün, Yarın | İbrahim Selim | TEDxBahcesehirUniversity thumb

Transcription

  • Çeviri: Eda Akkaya Gözden geçirme: Orkun Nazim Kadioglu
  • Merhaba, hepiniz hoş geldiniz. İbrahim ben.
  • Öncelikle söylemeliyim çok heyecanlıyım.
  • Oyuncuların çok
  • heyecanlı olmadığı zannedilir.
  • Aslında tam tersine
  • biz heyecanla çalışan insanlarız.
  • 15 dakikalık bir konuşmam var.
  • O yüzden ilk 3 dakikasını
  • saçmalayarak rahatlamaya ayırmak istiyorum.
  • Konuşmanın sonunda da
  • hangi tarafın saçma olduğuna siz karar verirsiniz.
  • Şimdi ilk önce TED ekibi ile bir araya geldiğimizde
  • bana geçmiş ve gelecek temalı bir konuşma beklediklerini söylediler.
  • İlk verdiğim tepki şu oldu. Neden?
  • Hayır ben son 10 yıldır 38 yaşında görünüyorum.
  • Evet, hep böyle tuhaf bir durum var. Ama 6 aydır 38 yaşındayım.
  • Neyse, bu süreci kendi içimde atlattıktan sonra anlatacağım
  • şeyi nasıl kurgulamalıyım diye çalışırken ilk baktığım şey TED'in açılımı oldu.
  • Teknoloji, Eğitim ve Dasarım.
  • Dasarım ile ilgili konuşabileceğime karar verdim.
  • Neyse, benim mesleğimi tiyatrocu, oyuncu, hikaye anlatıcısı ya da
  • Stolk'un sunucusu olarak tarif edebiliriz.
  • İnsanın mesleği arkadaşlar,
  • meslek, kendini dünyaya, dünyayı da kendine açıklama şekli bence.
  • Ben bunu hikaye anlatarak yapmayı tercih ettim.
  • İlkokul 5'ten itibaren oyuncu olmayı istediğimi söyledim hep.
  • Mesela bu durumla ilgili geçmiş gelecek kıyaslaması yapılacak pek bir şey yok
  • çünkü günümüzde de oyuncu olmak isteyenlere çoğunlukla aç mı kalacaksın
  • soytarı mı olacaksın gibi şeyler soruyorlar.
  • Ama buna karar verdiğim zaman oldukça tuhaf.
  • Kardeşimin doğduğu gün.
  • Apar topar kardeşim doğduğunda beni hastaneye götürdüler.
  • 7 yaşındayım o zaman. Götürdüler hastaneye.
  • Annemin kucağındaydı Serdar, kardeşim.
  • Annem Serdar'a bakıyordu. "Ne kadar tatlı değil mi? "dedi.
  • Hakikaten o zamana kadar hayatımda gördüğüm en güzel şeylerden biriydi
  • kardeşim.
  • Hala öyledir.
  • Ama benim ilgilendiğim şey başkaydı.
  • Annem bana bakmıyordu.
  • Annemin bana bakmasını tekrar sağlamak için bir şey yapmam gerektiğini düşündüm.
  • Önemli bir şey. Sonra izlemeye başladım.
  • Her şeyi izledim.
  • İnsanları, televizyonu, oyunları, kuşu, böceği,
  • ağacı,bakkalı,çakkalı...
  • Ne varsa izledim.
  • İlk fark ettiğim şey kahramanlık olgusu oldu.
  • İnsanlar kahramanları izlemeye değer buluyorlardı.
  • Gerçi benim bunu fark ettiğim zamanlar zarifti kahramanlar.
  • Ayhan Işık vardı, Sadri Alışık vardı, Cüneyt Arkın vardı.
  • Kahramanlardı ama zarafetle kahramanlık yaparlardı.
  • Şimdiki gibi değildi pek.
  • Güzel sözleri vardı.
  • Böyle edebi serzenişleri vardı.
  • Kahramanlık aynıydı ama.
  • Masaya vururlardı, dünyayı kurtarırlardı.
  • O kızı o adamın elinden alırlardı. Önemliydi yani kahramanlık.
  • Ben de kahraman olmaya karar verdim sonuçta.
  • Kılıcımı kuşandım, atıma bindim ve hayatımın büyük bir bölümünü kahramanlık
  • yapmaya çalışarak, saçmalayarak geçirdim.
  • Tabii ki olamadım kahraman.
  • Çok çabaladım ama.
  • Sonra bir gün bir doğum günümde bir arkadaşım bana kitap hediye etti.
  • İçinde de bir not vardı. Not şuydu:
  • Hayatımda tanıdığım tek gerçek şövalyeye. İnanamadım ama şundan inanamadım.
  • O bana hediye eden arkadaşım benim kahraman olarak tarif ettiğim insanların
  • başında geliyordu.
  • 20'li yaşlarındaydı.
  • Çok ciddi bir kanser hastalığını atlatmıştı.
  • Ve benim için kahraman olan oydu. Onun için de kahraman olan bendim.
  • Bunun üzerine düşünmeye başladım.
  • Sonra fark ettim ki aslında her birimiz zaman zaman süper kahramanlara
  • dönüşüyoruz.
  • İnanılmaz bir keşifti benim için bu.
  • Bu kahraman olmaya çalışırken bir yandan izlemeye de devam ediyordum her şeyi.
  • En çok da eve gelen misafirleri seyrediyordum.
  • Çok misafir geliyordu bize. İnsan sever bir aileydik biz.
  • Yine bir gün abartmışım izleme işini.
  • Ağzım açık salya akıtarak misafirlere bakıyorum böyle.
  • Misafirlerden Neşe Teyzemiz vardı, dünya tatlısı bir insan.
  • Bana dedi ki: yavrum sen en son hangi kitabı okudun?
  • O zamanlar birbirimize okuduğumuz kitapları sorardık.
  • Şimdiki gibi kitabın yanına kahveyi koyup fotoğrafını çekip "aha da bunu okuyorum"
  • diye sosyal medyada paylaşmazdık.
  • Sorardık biz.
  • Ama tabii bu benim beklediğim bir soru değil.
  • Kakalak gibi kaldım ben kadının karşısında.
  • En son eee, şey, aguk buguk derken kadın hiç üşenmedi, kalktı, gitti evine.
  • İki tane tuğla ile geri döndü.
  • Onlar artık kitap değil, tuğla yani.
  • Ondan 10 tane olunca ev yapıyor insanlar.
  • Victor Hugo'nun Sefiller romanını getirdi bana, iki cilt.
  • İnsafsız.
  • Hayır, bu arada şöyle bir durum var.
  • O zaman eğitim sistemi şimdiki gibi 3 4'lük lay lay lom falan değil.
  • Doğru düzgün bir şeyler okuyoruz. Yani şöyle söyleyeyim.
  • Ben Küçük Prens'i biliyorum. Daha Jan Valjean'a gelmedik.
  • Vaktim var onun için, bence yani.
  • Neşe Teyze bu durumla ilgili net tavrını ortaya koydu.
  • O ısrarlı tavır karşısında bende zaten bu romanı okudum.
  • Resmen çarpıldım.
  • Karşılaştığım dünyaya inanamadım.
  • Müthiş bir hayal dünyası ile karşılaştım.
  • O tanıştığım şey beni çok etkiledi.
  • Ondan sonra her şeyi okumaya başladım.
  • Hikaye okudum, şiir okudum, roman okudum.
  • Çok sevdim ya.
  • Yani bazılarını anladım.
  • Bazılarını depresyona girince anladım.
  • Bazılarından hiçbir şey anlamadım. Hissettim ama bir şeyler.
  • Hatta o kadar sevdim ki bu edebiyat dünyasını büyüdüğüm zaman bu edebi
  • metinlerle kendimi ifade edebileceğim bir meslekle birleştirdim kendimi.
  • Sonra bir gün Hakan Günday bana şöyle bir laf etti:
  • İbrahim dedi, her şeyi bilemezsin, anlayamazsın.
  • Bazı şeyleri hissedersin sadece.
  • Bilgiden geri kalan her şey de histir.
  • Bu laf benim edebi dünyayla ilgili yerle yeksan olan
  • özgüvenimi toparlamaya yetti açıkçası.
  • Çok enteresan bir laftı, benim için de çok önemliydi.
  • Ben bu okumaydı, izlemeydi, kahramanlık çalışmalarıydı falan devam ederken
  • arkadaşlarımla kurduğum ilişkide daha yakınlaşmak için neler yapabilirim diye
  • deneyler yapmaya başladım.
  • Arkadaşlık bu yani neyi denedin diyeceksiniz ama denemişim yani.
  • Buradan baktığım zaman tarif edebiliyorum.
  • İlk denediğim şey yalan söylemekti.
  • Başlarda ilgi çekiyor gibiydi.
  • Yeterince tekrar edersem ve ısrarcı olursam
  • inanıyormuş gibi yapıyordu arkadaşlarım.
  • Sağ olsunlar ama en nihayetinde yalan bende randıman vermedi.
  • İkinci bir şey denemeye karar verdim. Olay çıkartmayı denedim.
  • O da bende pek çalışmadı.
  • Çok güçlü bir çocuk değildim, dayak yedim çoğunlukla.
  • O yüzden ondan da vazgeçtim.
  • Sonra gülümsemeyi denedim.
  • O zamanlar insanlar daha fazla gülümserlerdi.
  • Gülümsemeyi denedim.
  • O çalıştı.
  • Sonra şaka yapmayı denedim.
  • O da tuttu ve fark ettim ki
  • insanlarla gülerken daha rahat iletişim kurulabiliyor.
  • Hatta bu şaka yapma işini biraz abarttım.
  • Gerildiğim sıkıldığım kaçmak istediğim
  • her anda da kullanmaya başladım.
  • Konuşmanın başını hatırlarsanız.
  • Sonra bu arkadaşlıkla ilgili keşif dünyasında şöyle bir şey fark ettim.
  • İnsanlarla iletişim kurmaya bayılıyorum, çok büyük keyif alıyorum.
  • Her yeni edindiğim arkadaş benim için yeni bir dünya.
  • Gerçi o zaman daha kolay arkadaşlık etmek.
  • Yan yana olmak ve beraber vakit geçirmekten keyif almak
  • arkadaşlık etmek için yeterli.
  • Ne düşündüğünüzün, neye inandığınızın, neci olduğunuzun o zamanlar bir önemi yok.
  • Bu bilgiye yan yana olabilmek için ihtiyaç yok.
  • Şimdiki gibi değil.
  • Bence şimdi de bu bilgilere ihtiyaç yok. Sadece her zaman bunun farkında değiliz.
  • Bu izleme halinde devam ediyorum tabii yıllarımı aldı bu izleme.
  • Sonra bilimle tanıştım.
  • Şöyle örnekleyeyim bilimle tanışmamı.
  • Ben okurken böyle bir tane atomun çekirdeği vardı.
  • Çekirdeğin etrafında dönen iki tane elektron vardı,
  • bunlar sürekli dönüyorlardı, başka hiçbir şey yapmıyorlardı.
  • Çok sıkıcıydı bunlar, anlıyorduk yani.
  • Tamam dönüyorlar abi onlar diye.
  • Sonra ışık parçacıkları fotonları buradan bir koyuyordun orada
  • karşına çıkıyordu, o da belliydi.
  • Yani dünya böyle tarif edilebiliyordu.
  • Sürprizli bir şey yoktu yani, sıkıcılıktan ölüyorduk.
  • Hocam ondan sonra internet bir geldi.
  • Bilgiye ulaşma hızımız Everest'e çıkınca anladık ki
  • o elektronların ne halt ettiği belli değil.
  • Işık parçacıkları, fotonlar, buradan koydun mu oradan çıkmıyor.
  • Young deneyi diye bir şey yapmış adamlar.
  • Ona bakanın ne yaptığı falan önemliymiş yani.
  • Yani bilim sıkıcı değilmiş.
  • Al sana merak edilecek bir şey daha.
  • İnanılır gibi değil ki merak çok önemli bir şey.
  • Tuhaftır insan merak etmediği hiçbir şey ile ilgilenmez zaten.
  • Sonra bilginin kullanımına baktım.
  • Ona tutuldum.
  • Bilgiyi nasıl kullanıyoruz acaba diye.
  • Çoğumuzun kullandığı o cümle ile.
  • "Bu bizim ne işimize yarayacak ya?" diye.
  • Eskiden ama soruyu sorup bırakmazdık.
  • Uzun süre bunun üzerine düşündük arkadaşlarımla.
  • Vakit geçirdik, sohbetler ettik.
  • Büyüdükçe fark ettim ki bilgiye sahip olmak tek başına yeterli bir şey değil.
  • Asla, asla değil.
  • Eskiden mesela bunu tam olarak nasıl tarif ediyorlardı çok hakim değilim ama
  • şu an bilginin de pazarlama aracı olduğunu düşünüyorum.
  • Çünkü bilgiye sahip olmak eğer bilgiyi işleyemiyorsanız hiçbir işe yaramıyor.
  • Şöyle açıklayayım.
  • İki kere ikinin dört ettiğini biliyor olmanız dört fili bir arabaya nasıl
  • sığdıracağınızı tespit edemiyorsanız hiçbir işe yaramıyor.
  • Gerçekten.
  • Bilmeyin daha iyi.
  • Ardından siyaseti izledim.
  • Düşünce biçimlerine baktım azıcık.
  • Sosyal yapının nasıl böyle canlı bir organizma gibi geliştiğine baktım.
  • İnsanların birbiriyle iletişim kurarken kullandıkları dile baktım.
  • Sonra birbirlerini nasıl tarif ettiklerine, bu tariflerden önce ve sonra
  • birbirlerine nasıl davrandıklarına.
  • Sonra oyuncu oldum.
  • Teknik olarak hayattan çıkarımlarımı edebi metinlerle ve sanatla aktarmayı
  • kendi yeteneğim ölçüsünde kendimi ifade etmeyi öğrendim.
  • Mesleğimi yaparken de çok fazla şey öğrendim ve fark ettim.
  • Rahmetli Cüneyt Çalışkur'dan çok şey öğrendim, Murat Daltaban'dan çok şey
  • öğrendim,arkadaşlarımdan çok şey öğrendim.
  • Mesela Murat Abi'nin lafıdır:
  • "Dili yöneten dünyayı yönetir." der. Çok doğru değil mi?
  • Şu an net olarak karşılığını görmüyor muyuz zaten bunun?
  • Toplumsal bir şeyden bahsetmiyorum. Bireysel dünyalarımızdan bahsediyorum.
  • Hangi dille kuruyorsak o dünyayı o dille zaten kendini büyütüyor o dünya.
  • Mesela teknolojinin dili, çok enteresan.
  • Teknoloji müthiş bir oyuncu ama herkesi aynı seslendiriyor.
  • Emojiler, kısa mesajlar, "ahasfksfk"lar.
  • Sanki cihazlarda eskisinden daha çok gülüyoruz ama o insanlar yanımızdayken
  • sevgililerine, arkadaşlarına mesajlar atarlarken yazıyor buraya gülen surat,
  • dans eden kadın, ahaha, beton gibi duruyor yanımda ama herkesin kendi gülümsemesi
  • daha farklı ışıldamaz mı suratında?
  • Sonra bu fark ettiklerimi bir alt alta
  • bir bakayım ne yapmışım falan diye bir gün oturdum.
  • Şunları fark ettim:
  • İletişimde kullanılan dilin önemli olduğunu, dünyada herkesin kalbinin
  • kırıldığını ve bunun her birimizi yavaşlattığını, bilginin etiket olarak
  • kullanıldığını, bütün inanç sistemlerinin iyi insan olmayı önerdiğini ve metropolde
  • yaşadığımızı, her şeyi anlamamızın imkansız olduğunu, hatta buna vaktimizin
  • olmadığını, e buradan peygamberin çıkmayacağını.
  • Ama öğrenebilirdik, hissedebilirdik, bunlara engel yoktu.
  • Geçmişin bugünü yarattığı gerçeğinden yola çıkarsak şunu fark edebiliriz belki
  • şimdi ile de yarını inşa edebiliriz.
  • Klişe bir laf ama doğru.
  • Geleceğimiz varsa, e göreceğimiz de var.
  • Ve burada yani gelecekte karşılaşacağımız şeyi kimin,
  • nasıl oluşturacağını çok iyi biliyorsunuz.
  • Sizin elinizde bu.
  • Evet, şu an her birimizi bir tarifin içine sığıştırmaya çalışıyorlar.
  • Evet, bilgi şu an insanların kendilerini tanımlamak için kullandığı bir etiket.
  • Evet, hepimizin sevilmeye ihtiyacı varmış gibi.
  • Evet, birçoğumuzun kalbi her gün kırılıyor.
  • Ve evet metrobüsler çok kalabalık.
  • Ama yarın böyle olmak zorunda değil.
  • Metrobüslerde işe yarar mı bilmiyorum, gerçekten bir fikrim yok.
  • Ama sanatla ilgilenirsek ruhumuzun değişeceğini, bilimle ilgilenirsek
  • beynimizin değişeceğini, eğitimle ilgilenirsek dilimizin değişeceğini
  • biliyorum ve en önemlisi -bu biraz tuhaf ama en önemlisi- sevilmekten çok sevmeye
  • ihtiyacımız olduğunu biliyorum ve yarını inşa ederken sabah ilk gördüğünüz insana
  • gülümseyip, günaydın demenin dünyayı değiştirmek için iyi bir başlangıç
  • olabileceğini düşünüyorum.
  • Annemin bana tekrar bakmasını sağlama hikayesine geri dönecek olursak geçenlerde
  • annem bana biz büyürken kardeşinle senden gözlerimi alamadım hiç dedi.
  • Bir şey diyemedim.
  • Bu akşamınızı benimle paylaştığınız için teşekkür ederim.

Download subtitle

Description

İbrahim Selim konuşmasında geçmiş ve geleceğe dair konuları eğlenceli bir dille karşılaştırıyor.

İbrahim Selim, Tiyatrocu

1979 yılında Ankara'da doğdu. Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümünden mezun oldu.
Güllerin Savaşı, Poyraz Karayel, Fatih, Şubat gibi dizilerde çeşitli roller üstlenen oyuncu; Rüya, Kusursuzlar, Canavar Sofrası, Sınav, Sis ve Gece gibi filmlerde de rol aldı.
DOT Tiyatro yapımı Bunu Ben de Yaparım oyunundaki performansıyla 2016 Afife Tiyatro Ödülleri En İyi Erkek Oyuncu Ödülü'nün de sahibi oldu.
YouTube kanalı STOLK'da sergilediği gündemi ve mizahı bir araya getiren sunumu ile büyük beğeni toplayan İbrahim Selim 8 Nisan'da "Geçmiş ve Gelecek" temasını kendi bakış açısından değerlendirecek.

This talk was given at a TEDx event using the TED conference format but independently organized by a local community. Learn more at https://www.ted.com/tedx

Trending videos